URLA İZMİR’İN GÖZBEBEĞİ AMA…

Kadri Uçmak 2018-11-09T20:12:58+00:000000005830201811 0
URLA İZMİR’İN GÖZBEBEĞİ AMA…

Kadri Uçmak

Urla’ya gelmem tamamen bir tesadüftü ancak iyi ki gelmişim. İlk geldiğim günlerde keşifler yaptım. MİT’çiler peşimde olmasına rağmen.. İlk gittiğim yer Karaburun Yarımadası oldu. Urla ile alakası yok ama keşif sonuçta…  Fakat yolun devamı Urla’nın Batı Sahiline ulaşmamı sağladı. Urla 3 ayrı sahil şeridine sahip. İzmir’in diğer ilçeleri 3 yöne baktıkları halde, 1 tek sahil şeridine sahipler. Bunlar; Çeşme, Karaburun ve Foça. Daha sonra Kuşçular üzerinden Demircili Koyu’na gittim. Burada sahildeki bir arazinin 60 dönüm özel bir mülk olduğunu öğrendim. Ama sahil 1. sınıf bir turizm alanı olmaktan uzak. Urla’dan, Demircili Sahili’ne kadar yolun sağı solu zeytinlik ve orman alanları ile çevrili… Torasan, İçmeler, Özbek, Denizli, Çeşmealtı, İskele, Zeytinalanı, Zeytinli, Gülbahçe, Balıklıova… Gülbahçe’deki sıcaksu kaynakları sağlık turizmini de gündeme taşımalı… Karantina Adası neden halka açılmaz? Bunun sorgulanması gerekir! Çünkü hiçbir şey saklı kalmaz!

Bu noktada gelecekte Urla’yı bir turizm kenti olarak düşündüğümüzde; eğer bu alanlar beton yığınları kullanılarak turistik tesisler yapılırsa, başlıkta yazdığım AMA’nın anlam kazandığını vurgulayabilirim. Zeytin alanları turistik anlamda kullanılmak istendiğinde betondan uzak durulmalı diye düşünüyorum, birçok kişi gibi… Bu anlara ahşap evlerin ağaçların arasına serpiştirilerek yapılması ancak bu yapılaşmanın derme çatma kulübeler biçiminde değil, iç mimarı ve mimarının olması gereken bir yapılaşmaya gidilmesi Urla’nın geleceğini belirleyecektir. 5 yıldızlı oteller olacağına, 5 yıldızlı hobi bahçeleri bu eksikliği gidereceğini düşünüyorum. İyi tanıtıldığında ise yabancı turistlerin akın akın geleceği kuşkusuz! Tabii ki şu anda var olan at çiftliklerinin daha geliştirilerek geleceklerini düşündüğümüz bu turistlere alternetif turistik alanlar olarak düşünülebilinir. Şart mı golf alanlarının olması? Şimdiye kadar bilindik diskolar yerine açık hava diskoları yapılabilinir. Barlar, restaurantlar, yöresel yemeklerin yapıldığı lokantalar… Eğlence birimlerinin herbiri… Gelen turistler kalmış oldukları tesislerdeki bahçelerinde o döneme ait sebze ve meyvelerin bakımını, tüketecekleri kadar ürünü toplama hakkına da sahip olmalılar değerlendirmesinde bulunulabilinir. Kümes hayvanları, küçük, büyükbaş hayvanlar, kedi, köpek, belki bir at, arı kovanları… Böyle bir ortama inanıyorum ki turistler çıldıracaklardır… Enginar Festivali zaten var ve buna yeni festivallerin böyle bir ortamda eklenmesi hiç de zor değil. Sanat alanları yapılabilinir ve bir tiyatro günleri kendiliğinden oluşur, tamamen doğaçlama eserler ortaya çıkabilir. Resim sergileri ancak yalnızca Urla’da yapılan eserlerin katılabileceği sergiler… Müziksiz olur mu? Tabii ki olmaz! Felsefe günleri zaten var. Altın Enginar Sinema Festivali neden olmasın? Hafta sonu ya da haftalık olarak İskeleden başlayan bir deniz yolculuğu Karaburun, Çeşme’yi ve güzergâhtaki koyları kat ederek neden Demircili İskelesi’nde son bulmasın.

Bu tesislerin yapımını yer sahipleri kendileri üstlenirler ise Urla’nın gelenek,  görenekleri, tarihi, ekonomisi…   Gelen turistlere hak ettiği gibi aktarılmış olur. Ancak bu yerler satılıp da tesisler oluşturulur ise bu gelenek ve göreneklerin ileriki zamanlara taşınması hiç kolay olmaz. Bunlar ileriki zamanlara taşınamadığı zaman turizmin hiçbir anlamı olmaz! Yalnızca gelsin para, gitsin para olur ki yöre değişime uğrar ama bilinçli bir değişim olmaz!

Değerli okurlar, Urlalı’lar Urla’yı daha iyi bilirler. Aktarabilecekleri konuların içeriklerini daha güzel tasvir edebilirler. Bu yüzden bir süre her kafadan bir ses çıkmalı, sonrasında ise bunların toparlanması kolay olur.

Urla, İzmir’in gözbebeği AMA’sız gözbebeği kalsın.

Yorum Yaz »