Ovacık’ta hedef, organik tarım

Serkan Kıpkıp 2012-12-14T21:23:47+00:000000004731201212 0

Geçimini büyük ölçüde zeytin yetiştiriciliği ve hayvancılıktan sağlayan Urla’nın 175 kişilik nüfuslu bamya ve zeytini ile ünlü Ovacık Köyü, organik tarımda marka olmak için kolları sıvadı

Ferdi FİLİZ

Şatafata ihtiyaçları yok. Hiç öyle alımlı ve yüksek topuklu laflar da onlara göre değil. Düşünceleri evlerinin geçimini sağlamak, bunun için tarım ve hayvancılık yapmak. Dertleri artan maliyetler ve düşük gelir ile yanlış olduğunu savundukları tarım politikalarının ağır yükleri altında kalmak. Aynı zamanda oturdukları evlerin tapusuna sahip olmak ve çorbalarını kaynatarak, çoluk çocuğun rızkını kazandıkları tarlalarının da ruhsatlarını alabilecekleri yeni bir düzenlemeye kavuşmak. Bu hafta Urla’ya bağlı Ovacık Köyü’ndeyiz. Köy muhtarı Veysel Erköse, karşılıyor bizi hemen köyün girişindeki yaklaşık 50 kişilik kıraathanenin yanındaki Atatürk büstlü köy meydanında… Ve ilk cümlesinde belirtiyor Erköse: “ Benim gibi çiftçi muhtar bulamazsınız artık köylerde…”

Tapusuz tarlalar

Köy, azalan nüfuslu bir çiftçi köyü. Köylülerin büyük bölümü kendi sahibi oldukları ancak, gerekli yasal düzenlemenin olmayışından dolayı tapuları bulunmayan tarlalarda, çoğunlukla zeytin ve bamya yetiştiriyor. Bir bölüm de hayvancılık ile uğraşıyor. Son yıllarda organik tarımın ülke genelinde öneminin artmasıyla verimli topraklarda kendilerini bu tarım alanı içinde geliştiren köylüler, organik tarım yetiştiriciliği için proje üreterek, üretime geçmiş durumda. Özellikle bamya ve zeytin konusunda büyük beklentileri var ve organik tarım denilince akla ilk Ovacık Köyü’nün gelmesi için çalışıyorlar. Ancak zeytin ve zeytinyağı fiyatlarının son 5 yılda aynı seviyede kalmasına da sitem edip, en azından kendi sorunlarının çözümünü bekleyen köylüler yine de hedeflerinden şaşmıyor ve organik tarımda marka olmak istiyor.

Ne istiyorlar?

Köyde önemli ölçüde sorunların olduğunu ve çözülmesini beklediklerini ifade eden Ovacık Köyü Muhtarı Veysel Erköse, “Dikili tarım arazisi olarak görülen tarım alanlarımız hayvancılık ile uğraşan köylüleri zor durumda bırakıyor. Çünkü zaten uygulanan tarım ve hayvancılık politikalarıyla bitme noktasında olan hayvancılık köyümüzde neredeyse yapılamaz hale geldi. Çünkü hayvancılık yapan arkadaşların ahırları ve alanları dikili tarım arazisi olarak görülüyor. Bu nedenle de elektrik, su alamıyoruz. Ruhsat da talep edemiyoruz. Biz bu anlamda dikili tarım arazisi olarak görülen alanların hayvancılık yapılabilir alan olarak yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Ayrıca köyümüzün yerleşik alanı da hazine arazisi statüsünde bulunuyor. Dolayısıyla evlerimizin de tapusu yok. Biz de evlerimizin, arazilerimizin tapusuna kavuşmak için yeni bir imar planı düzenlemesinin uygulanmasını bekliyoruz. Köyümüzde zaten tarım ve hayvancılık her geçen gün değerini kaybediyor, bari yeni düzenlemelerle köylülerimiz biraz desteklenirse biz de hedeflerimize ulaşabiliriz” dedi.

Köyün tüm kedileri bir arada

Muhtar Veysel Erköse ile yaptığım söyleşi sırasında Ovacık’ta insanlardan çok gördüğüm kediler, dikkatimi çekti. Yaklaşık 20 kedinin aynı yerde durduğu fark edince, fotoğrafladım. Sonradan hepsinin ortadan kaybolmasıyla da ilgimi çeken olayı takip ettim. Köyün neredeyse tüm kedilerinin aynı yerde toplanıp, köylülerin verdikleri yemek artıklarıyla beslendiklerini öğrendim.

Yorum Yaz »