HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Kadri Uçmak 2019-01-10T19:29:52+00:000000005231201901 0
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Demokrasilerde ilk akla gelen olgu; HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ! Bu kavram ile hareket edilmedikçe ADALET olmaz!

Türkiye’nin son dönemlerini bir irdelersek bakalım ortaya neler çıkacak?

Seçim dönemlerinde YSK’nın görevi ADALETli davranmak olmalı. Peki, YSK 31 Mart yerel seçimleri için ADALETli davrandı mı? Bence davranmadı! Hem Cumhurbaşkanı, hem de Akp Genel Başkanı seçimlerde seçim gününe kadar propaganda çalışmaları yapabilecek! YSK, Akp Genel Başkanı’na ait bir kurum mudur? Ki böyle keyfi kararlar alabiliyor! Sonuçta ne imiş? YSK, ADALETli davranmamış. Bu da şunu gösteriyor, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ’nü kabul etmiyor!

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, yasada ‘TBMM Başkanı, seçim döneminde aday olacağı zaman TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerekir’ ibaresi olmasına rağmen istifa etmiyor. Yani HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ kabul etmiyor! Yani ‘ben adaletli bir seçim süreci izlemeyeceğim’ demek istiyor! Kısacası Akp’lilerin hepsi ‘biz parayı tanırız, ADALET neymiş’ demek istiyorlar!

Demokrasilerde bu biçimde karar alabilirler ancak HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ dışında değil! Bireysel olarak bunu düşünebilirler ancak ANAYASAL çerçevede asla düşünemezler. Düşünürler ise suç işlemiş olurlar! Gün gelir bu kantar, ANAYASAYI tanımayanları da tartar! HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ hiç kimsenin iki dudağı arasında değildir. HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ hiç kimsenin iki dudağı arasından çıkan sözler ile korunmaz! HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ, ANAYASANIN maddelerinin tam olarak uygulanmasıyla korunur.

Çocuklar bile ‘bana ne bana ne ben istediğim gibi oyun oynarım’  diyemiyorlar. Ama birileri çıkıyor “bana ne bana ne, herkes istifa etsin ben de istifa ederim” diyor!

Başka neler gelişti son zamanlarda?.. Sanatçılar, birilerinin istediği biçimde konuşmuyorlarmış son zamanlarda! Önce şunun altını çizelim. “SANATÇILAR ÖZGÜR RUHLUDURLAR! Hiçbir zaman birilerinin istediği gibi konuşmazlar! Çünkü SANATÇILAR topluma yön veren kişilerdir, DEMOKRASİLERDE… SANATÇILAR, yani topluma yön veren kişiler olmaz ise toplumu oluşturan kişilerin, yani bizlerin beyinleri gelişmez! Zaten Türkiye’de toplumun gelişmesini istemeyenler kendilerini gösteriyorlar! ATA ne demiş? “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir”. Sanatçı; herhangi bir konuyu çok iyi anlatabilen ve kendilerini hiç kimsenin iki dudağı arasında hissetmeyen kişilerdir.

Bilinçli bir Deniz Çakır olayı yarattılar. Başka türlü başörtü olayını gündeme taşıyamıyorlar! Bu ikinci bir Kabataş Olayı olarak lanse edilmek istendi ama artık bu YALANLARA insanlar inanmıyor! Zaten bir kafede gerçekleştiği söylenen olayın, kafede çalışan garson tarafından yalanlandığı da ortaya çıktı!

Bu açıklamaya tebessüm ettim. “Seçim, siyasi bir faaliyet değildir” demiş birisi… Ben de diyorum ki; seçilmeden siyasetçi olunmuyor. Çünkü bu açıklamayı yapan acaba Türk Milleti ile dalga mı geçiyor demekten kendimi alamadım.

Suriye konusundaki açıklamaları, söylemleri hiç kaile almıyorum. Suriye ile ilgili söylemlerin hepsi seçime giderken, yön şaşırtmaca… Şu an Suriye sınırında her şey hazır! Tayyip baktı seçimi kaybedecek, hemen Suriye’ye girecek! ABD ise hiç sesini çıkarmayacak! Zaten seçimi kaybetti! Sonra da diyecek ki; ‘savaş halindeyken seçim olmaz!’

Savaş, askeri bir harcamadır. Türkiye, belki de milyar dolarlar harcayacak. Şu anki durumunda bu kadar harcama yapmak ülkesini seven birinin yapmayacağı harcamadır. Bu parayı emekliye, işçiye, esnafa, çiftçiye… harcamanın daha mantıklı olduğunu Akp İktidarı bilmez mi? Elbette biliyor! Ama seçim kazanma uğruna bu harekatı yapabilir. Bu mudur Milli olmak? Bu mudur yerli olmak? TC Ziraat Bankası, futbol kulüplerini kurtarmak için harekete geçirilebiliniyor. Seçim kazanmak için askeri harcama yani savaşa gidilebiliniyor ama bu ülkenin vatandaşlarının insanca yaşayabilmesi için hiçbir faaliyette bulunulmuyor. Bundan sonra Akp ağzı ile kuş tutsa oy alamayacak!

Sonuç olarak;

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE herkes saygı duymak durumundadır. Eğer saygı duyulmaz ise HUKUK ÜSTÜNLÜĞÜNÜ mutlaka sağlayacaktır.

ANAYASANIN 94. MADDESİ

Madde 94 – Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı, Başkanvekilleri, Kâtip üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.

Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasi parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. (Değişik ikinci cümle: 7/5/2010-5982/10 md.) İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, Meclis üyeleri içinden, Meclisin toplandığı günden itibaren beş gün içinde, Başkanlık Divanına bildirilir, Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin bitiminden itibaren, beş gün içinde tamamlanır.(1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin Katip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri, Meclis İçtüzüğünde belirlenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.

ANAYASANIN 101. MADDESİ

Madde 101- Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasında yedi yıllık bir süre için seçilir.

Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışında aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.

Bir kimse, iki defe Cumhurbaşkanı seçilemez.

Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği sona erer.

Yorum Yaz »