CUMHURİYETİN KUTLANMASI VE BAĞIMSIZLIKTAN BAHSETMEK O KADAR KOLAY DEĞİL

Kadri Uçmak 2018-10-04T15:43:09+00:000000000931201810 0
CUMHURİYETİN KUTLANMASI VE BAĞIMSIZLIKTAN BAHSETMEK O KADAR KOLAY DEĞİL

Cumhuriyet’in kutlamasını yapabilmek için; önce Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında resmi bayram olarak kabul edilmiş olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri tekrar resmi olarak kutlanmaya başlaması gerekir.

Bu yeterli mi?

Tabii ki hayır!

Tayyip bağımsızlıktan da bahsetti.

Bağımsızlıktan bahsedebilmek için;

Cumhuriyet’in kazanımları olan ve kendisinin özelleştirme adı altında yabancılara satmış olduğu fabrikaları, Türktelekomu, limanları, madenleri, bankaları, orta ölçekli kurumları, Sümerbank, Tekel… gibi üreten noktaları geri almalıdır ki bağımsızlıktan bahsedilebilinsin…

Aklıma hemen şu geliverdi.

Acaba resmi bayramların kutlama etkinliklerinin ve özelleştirilmelerde de bir kandırılma olmuş olabilir mi?

Akp Dönemi sanki bir trajedi dönemi gibi devam ediyor. Gülsek mi? Ağlasak mı?

Bir taraftan Cumhuriyet Kutlamaları yapılıyor, bir taraftan sömürü sistemi devam ediyor! Daha geçen gün açıklandı. Elektrik dağıtımında, yaz saati uygulaması kalkacakmış! Ne zaman? 28 Ekim 2018’de… Neden 2018? Neden bu yıl kalkmıyor?! Birkaç elektrik şirketinin biraz daha fazla para kazanması için Akp 1 yıl daha yaz saati uygulamasından vaz geçmiyor! Yani elektrik dağıtım şirketlerinin yanında yer alıyor! Türk Milleti’nin yanında değil! Akp, oy istemeye gelince kapı kapı dolaşıyor. Nasıl dolaşıyor? Bu biçimde, bu milletten almış oldukları paralar ile kapı kapı dolaşıyorlar! Geçtiğimiz günlerde başvekil açıklamıştı: “Şaaşa, debdebe dönemi bitti”. Çünkü para bitti! Bence 2. Lale Devri bitti!

Elektrik şirketleri için yaz saati dönemini sürdürmek bir sömürüdür!

Cumhuriyet Sistemi’nde sömürü olmaz! Çünkü “CUMHURİYET, kimsesizlerin kimsesidir”. Bu millet 90 yıldır Cumhuriyet ile yaşıyor ve Cumhuriyet’in “kimsesizlerin kimsesizi” olduğunu biliyor! Bu millet hakkını aramaya kalktığında ise hemen üzerine gaz sıkılıyor!

Cumhuriyet’i kutlamak o kadar kolay değildir! Cumhuriyet’in şartları yerine getirilecek!

Mademki Cumhuriyeti kutlayacaktın, bağımsızlıktan bahsedecektin, neden Cumhuriyet’in kazanımlarını 3 kuruş karşılığında sattın?! Cumhuriyet’in kazanımlarını satın alanlar, bu fabrikaları, kurumları satın alanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden daha fazla kar ettiler! Bir iktidar, devleti zarara sokuyorsa mutlaka karşılığını almalı. Alıyor mu? Elbette hayır! Şimdiki söylem: “devleti sıfırdan kuracağız”. Devleti sıfırdan kurmak demek, Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine başka bir devletin kurulması demektir. Bunu kabul edecek miyiz?!

Bağımsızlık’tan bahsetmek, bir devletin girdisi ile çıktısının gözle görülebilir olması, yani üretken bir yapıya haiz olmalıdır ülke… Böyle bir yapı görebiliyor muyuz? Ben göremiyorum. Yalnızca BETON VE DEMİRLİ BETON üreten bir ülke oldu Türkiye.

Peki, bu gündem sürerken muhalefet ne yapıyor? Bahçeli görevini üstlenmiş yoluna devam ediyor ama Ülkücü Arkadaşları da sanki esir almış! Ülkücülük için andımızı okurken ne söylüyorduk “Ülküm yükselmek, ileri gitmektir”. Şimdi biz bu ülkenin şu an ki yapısı ile mi yükseleceğiz ve ileri gideceğiz! Bu yapı ile devleti sıfırdan kursan ne olacak? Söyleyeyim; Saraylılar, tarikatların saray yavrulu şeyh, şıh takımı ve devletin şımarık çocukları cenneti yaşayacaklar, Türk Milleti ise eziyet çekmeye devam edecektir (Suriyeli’ler bile cenneti yaşıyorlar bu ülkede…).  İstanbul’da yeni yapımı süren havaalanında çalışan işçiler isyan ettiler! Bu insanları devlet koruması altına alması gerekirken, Romalılar’da kralın, aslanların önüne insanları yem olarak atmış olduğu gibi Akp İktidarı işçileri, patronların önüne yem olarak atmıştır! Çalışanlar; isyan etmeden çalışıp, haklarını almalı! Emekliler haklarını aramak için Ankara/Ulus’ta oturma eylemi yapıyor, o yaşta biber gazına maruz kalıyorlar! Polis kimin polisidir? Bizler biliriz ki polis, halkın polisidir! Ancak havaalanında görüldüğü üzere işçiler haklarını ararken yine polisin aynı tutumuna maruz kaldılar. Kim hak aramaya kalkar ise aynı tutum ile karşılaşıyor. Bu tutum korkuyla ilintili bir durumdur! İnsanlar bir kere haklarını gösteri yaparak aldıklarında, bunun arkası gelmez diye düşünülüyor!

Ya Kılıçdaroğlu ve CHP Yönetimi… Çok kısa bahsedeceğim. Bir seçim olmuş. Ve arkasına milyonları takan bir lider ortaya çıkmış! Ülkesini ve partisini seven bir genel başkan, hemen yönetimi ile birlikte istifa etmesi gerekirdi ve partiyi kurultaya taşırdı. Çünkü halkın güvendiği biri idi. Birilerinin güvenmemesi bir şey ifade etmez! Peki, nasıl muhalefet ediyor CHP Yönetimi. Ara sıra genel başkan demeçler veriyor ve Tayyip’i halka şikâyet ediyor. O kadar. Aynen Tayyip’in yaptığı gibi… Tayyip’te hep dış güçleri şikâyet etmiyor mu? Hep kandırılmıyor mu? Bahçeli zaten Allah’lık. Allah sonumuzu hayır etsin.

Değerli okurlar; eski ve yeni ilavelerimle bütünleştirmiş olduğum bir yazı oldu.

Yorum Yaz »